İnternet
kullanımı yaygınlaştıkça, İnternet etiği
tartışmaları da hız kazanıyor. Bugünün İnternet
etiği tartışmalarının en önemli odaklarından
birisi spam tabir edilen e-posta mesajları ile ilgilidir.
Spam
sözcüğünün bilişim jargonundaki tanımı İnternet
üzerinde aynı mesajın yüksek sayıdaki kopyasının, bu
türden bir mesajı alma talebinde bulunmamış kişilere,
zorlayıcı nitelikte gönderilmesi olarak veriliyor; ne yazık ki
henüz bu sözcük için üretilmiş her hangi bir Türkçe
karşılık mevcut değil.
İnternet
e-postasını sıkça kullanan herkes, isteği
dışında kendisine ulaştırılan ve esasında
kendisi ile hiç de ilgili olmayan iletileri giderek artan sıklık ile
okumaya mecbur kalmaktadır. Tipik bir Türk İnternet
kullanıcısının bugünlerde günde üç-dört adet spam iletisi
okumaya mahkum olduğunu tahmin ediyoruz.
Bize
ulaşan spam iletiler arasında cinsel hayatı renklendirecek
oyuncaklardan iş makinalarına (vinç, kepçe vb.) değin uzanan
geniş bir yelpazedeki ürünlerin satışını
arttırmayı hedefleyen reklamları, saadet zinciri davetlerini ve
din değiştirme önerilerini örnek olarak sıralayıvermek
mümkün.
Aman
canım, günde üç beş fazla mesajdan ne çıkar; siliverin gitsin
demeyin. Bugün posta kutularımıza zorla giren bu mesajların
sayısı İnternet kullanıcı sayısının
artışı ile paralel dahi gitse ki önlem alınmaz ise daha hızlı
gidecek gibi görünüyor- birkaç yıl içerisinde günde ellinin üzerinde spam
mesaj alacağımıza kesin gözü ile bakılıyor. Bu kadar
mesajı evden modem ile bağlandığımızda inceleyip
silmek için gerekecek toplam sürenin yarım saati aşacağı
kestirilebilir.
Bireysel
kullanıcılar için böyle bir huzursuzluğa neden olan spam
mesajlar, İnternet e-posta hizmet sunucularını işleten
sistem yöneticileri için ise tam bir kabus durumunda. Onbin e-posta adresinin
tanımlı olduğu Hacettepe Üniversitesine gönderilen spam
iletilerinde posta sunucusu oldukça ağır bir yük altına
girmekte, kısa süreli de olsa posta sunucusunun başarımı
ortalamanın oldukça altına inmektedir. Daha da kötüsü, spam iletisinin büyüklüğüne bağlı
olarak posta sunucusu üzerinde 100MBa varan disk alanları bir anda
doluveriyor.
Bireyleri
böyle rahatsız etmesine rağmen, spam iletiler nasıl var
olabiliyor? Posta kutularımıza ulaşan spam iletilerin büyük bir
çoğunluğu reklamlardan oluşuyor. E-posta ile yapılmaya
çalışılan bu türden bir reklam göndericisinden ziyade alıcısı
için maliyetli bir durum teşkil ediyor; zira reklam yapmaya çalışan
gönderici sadece bir iki saatlik İnternet bağlantısı
süresinde onbinlerce mesajı gönderebiliyor. Ne yazık ki, daha önce de
sözünü ettiğimiz biçimde alıcılar ilgilenmedikleri bu iletileri
okumak için daha fazla İnternet bağlantısına ihtiyaç
duyuyorlar (daha fazla para ödüyor) ve daha fazla bir zamanı bilgisayar
karşısında geçirmek zorunda kalıyorlar.
Spam ile
mücadele konusunda ülkemizdeki en büyük hareket, sanal bir çalışma
grubu olarak faaliyet gösteren ve 1999 yılında kurulmuş olan
Türk Anti-Spam Organizasyonu - TASO isimli gruptur. Organizasyonun hedefi
kamuoyunu bilinçlendirmek ve Türkiyede spam ile mücadele edebilmek için
teknolojik çözümleri tartışmak ve oluşturmaktır.
Bu hedefine
ulaşabilmek üzere grup kısa sürede http://www.spam.org.tr
adresindeki web sitesini açmış ve bir tartışma listesi
oluşturarak aktif çalışmalarına
başlamıştır. Yine ekibin çalışmaları
bağlamında Türkiyede İnternet üzerinden ulaşılabilen
e-posta sunucularının büyük bölümü sınanarak problemli
olanların düzeltilmesi için teknik destek önerilmiş ve
gerçekleştirilmiştir.
Bilgilendirme
ve alternatif reklam kanallarını önerme dışında grubun
sürekliliği hedeflenen bir diğer çalışması spam
iletilerin gönderilmesine vesile olan ve uyarılara rağmen
işbirliğine yanaşmayan kurumların bir tür elektronik
kara-listesinin oluşturulması yönündedir. E-posta hizmet
birimlerinde yapılabilen küçük ayar değişiklikleri ile bu kara
listede yer alan kuruluşlardan ileti akışını
engellemek mümkün olmaktadır. RBL-TR adlı bu hizmet ve diğer
TASO çalışmaları konusunda bilgi almak ve aktif katkı
vermek üzere organizasyonun web sitesini ziyaret edebilirsiniz.
Ancak her
şeye rağmen, spam iletilerin engellenmesi ile ilgili bir takım
teknik çözümler mevcut olsa da, kesin çözümün İnternet etiği ve buna
bağlı olarak uluslararası hukuki düzenlemelerden geçtiğine
kesin gözüyle bakılıyor.